-Sen şampiyon ol! -Hayır sen.

Fenerbahçe ve Galatasaray lige çok erken Avrupa Ligi hezimetleriyle kardeşçe başladılar. Son şampiyon Beşiktaş ise kendine yakışır bir şekilde iyi başladı. Hem Fenerbahçe hem de Galatasaray, belki de bütçelerinin küsuratı değerindeki takımlara elenerek, taraftarlarına adeta ‘bu sene de fazla heyecanlanmayın şampiyon falan olmayacağız’ der gibi bir mesaj verdiler. Fakat lig başladığında işler biraz değişti. Galatasaray lige öyle bir girdi ki, ilk 8 haftada yalnızca 1 beraberlik alarak, 22 puanla liderlik koltuğuna oturdu. Üstelik en büyük iki rakibi olarak gözüken Beşiktaş ve Fenerbahçe’ye şimdiden 8er puanlık fark atarak.

9. haftada Galatasaray-Fenerbahçe derbisine tanık olduk. Herkes Galatasaray’ın mutlak favori olduğunu hatta farklı bir galibiyet alacağını düşünüyordu. Fakat ne olduysa oldu ve Tudor bu haftaya kadar makina gibi işleyen sistemini değiştirip 3 defanslı taktikle maça çıkmaya karar verdi. Fenerbahçe ise belki de derbi motivasyonu ile maça son derece konsantre ve iyi başladı. Goller kaçtı, tartışmalı kararlar verildi ve Galatasaray kötü bir oyunla sahadan beraberlikle ayrıldı. Tabii ki bu da beraberinde Tudor tartışmalarını getirdi. 10. haftada ise Galatasaray, o haftaya kadar çok kötü bir dönem geçiren Trabzonspor deplasmanına gitti. Bir önceki hafta alınan puan kaybını ve Tudor tartışmalarını bitirebilecek bir maçtı bu. Alınacak bir galibiyet herkes ‘sıkıntı yok’ mesajı verebilecekken, Trabzonspor maçtan 2-1 galip ayrılan taraf oldu. Galatasaray hala liderdi fakat puan farkı Beşiktaşla 4, Fenerbahçe ile 6’ya düşmüştü.

Beşiktaş ise Şampiyonlar Ligi’nde tarihi bir başarıya imza atarak zorlu bir grupta 3’te 3 ile başlamış, gruptan çıkmayı garantilemişti bile. Fakat belki bu başarı futbolcuların lige odaklanmalarını zorlaştırmış belki de futbolcular fizik olarak lig maçlarına daha yorgun çıkmış olacaklardı ki puan kayıpları bitmiyordu. Özellikle yine Fenerbahçe yenilgisiyle başlayıp Trabzonspor beraberliği ile devam eden puan kayıpları onları şampiyonluk yarışından biraz uzaklaştırmış dahi olsa, Şampiyonlar Ligi başarısı camiada problem yaşanmasını önlüyordu.

Fenerbahçe sezon başı Aykut Kocaman’ı getirmiş, duygusal bir bağ ile bu sezonu şampiyon tamamlamak hayaliyle sezona girmişti. Fakat önce Vardar faciası, sonra da ligin ilk 2 haftasında alınan 2 beraberlik daha sezonun başında taraftarda büyük bir umutsuzluğa yol açmıştı. İnişli çıkışlı Fenerbahçe grafiği bir hafta evinde 3 golle kaybedip diğer hafta deplasmanda 4 golle galip gelince haliyle kimse kesin bir dille Fenerbahçe’yi yarış dışı tutamamıştı. Fakat Aykut Kocaman, takıma öyle bir korkaklık aşılamış olacak ki, üst üste önce evinde 3-1 galipken rakibi adeta kalesine kabul ederek 3-3, sonra da deplasmanda 1-0 öndeyken aynı korkaklık ile son dakikada gole engel olamayarak 1-1 ile ayrıldı.

Ligin 12. haftası bitmişken, lider Galatasaray 26, Beşiktaş 22 ve Fenerbahçe 20 puanda. 3 takımda bu kadar istikrarsız giderken adeta birbirlerini şampiyonluk yarışına dahil etmeye çalışıyorlar. Galatasaray çok daha önceden puan farkını daha da açıp açık ara lider olabilecekken, Beşiktaş Avrupa’da her ne kadar iyi gittiyse de ligde yaşadığı kayıplar olmasa şuan lider durumda olabilirdi. Fenerbahçe ise, herkesin ortak düşüncesi olan ‘korkak futbolu’ oynamasa, büyük takım gibi oynayabilseydi, o da şuan lider durumda olabilirdi. Anlayacağınız bu sene bu üçlü birbirlerini her zaman şampiyonluk yarışında tutucaklar gibi duruyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s