‘de Souza’ Kafası

Sene 2011, dakika 87, galibiyet golü kafayla Alex de Souza.
Sene 2017, dakika 90, galibiyet golü kafayla Josef de Souza.

Bundan tam 6 sene evvel, Mart 2011’de, TT Arena’nın ilk Galatasaray-Fenerbahçe derbisi oynanmış ve bu derbiyi Fenerbahçe kazanmıştı. O maçın kısaca hikayesi, ev sahibi avantajıyla Galatasaray maça hızlı başlayıp golü bulmuştu. Fenerbahçe’ye adeta top göstermiyorlardı. İkinci yarı bir duran toptan Fenerbahçe beraberlik golünü buldu ve maça dengeyi getirmişti. Dakikalar 87’yi gösterdiğinde, Fenerbahçe’nin maçtaki nadir topa sahip olduğu bir atakta Cristian sağ kanattaki Gökhan Gönül’e verdi pası. Daha pas gelirken Gökhan eliyle “içeri girin” işaretini yaptı ve 4 tane 1.90’lık Galatasaraylı’nın arasından yükselen Alex de Souza, müthiş bir kafa vuruşuyla topu sol alt köşeye bırakmış ve Fenerbahçe, bir çok kişinin haketmediğini iddia ettiği ilk derbiyi 2-1 kazanmıştı.

Bugün de bu senaryonun karbon bir kopyasını gördük TT Arena’da. İki takımın da ligdeki kötü gidişi, aradaki 1 puanlık fark, bu maçın galibinin önemini daha da arttırmıştı. Fakat dikkat çeken bir detay vardı. Karabük’te aldığı başarılı sonuçlarla kendini Galatasaray’da bulan Igor Tudor, geldiğinden bu yana aldığı kötü sonuçlar ve ilginç kadro denemeleriyle kredisini çoktan doldurmuş ve kendisi için ölüm-kalım maçına gelmişti. Bu maçın tek kabul edilebilir sonucu galibiyetti onun için. Ayrıca son haftalardaki yönetim-taraftar gerginliği de, bu maçın Galatasaray için önemini daha da arttırmıştı.

Öte yandan Fenerbahçe’de ise teknik direktör Dirk Advocaat sezon boyunca Fenerbahçe’nin alışık olmadığı bir şekilde “anadolu takımı” futbolu oynatarak, taraftarın takıma küsme nedenlerinden biri olmuştu. Takımdaki yaratıcı oyuncu yoksunluğuna isyan eden Advocaat, sezon boyunca “yöbetim benden iyisini bulursa giderim”, “oyuncuların ne düşündüğü umurumda değil” tavırlarıyla kendisini sezon sonunda takımdan ayrılmaya itmişti. Her ne olursa olsun, Fenerbahçe bu sezon öyle ya da böyle kadro ve taktik olarak bir düzene girmiş, ve oynadığı “anadolu takımı” futboluyla bir çok büyük maçtan galip ayrılmıştı.

Bu atmosferde oynanan derbide, belli ki Fenerbahçe bir puana razı bir şekilde, sezon boyunca pratiğini çok yaptığı “topu rakibe ver ve kapan, kontradan gol ara” taktiğiyle, Galatasaray ise mutlak galibiyet parolasıyla maça çıkmıştı. Öyle de başladı maç. Galatasaray topa hakim ve pozisyonlar bulurken Fenerbahçe ise katı bir defans anlayışıyla topu kalesinden uzak tutmaya çalışıyordu. Öyle ki, Fenerbahçe, ilk yarının 44. dakikasında aradığı kontra atak pozisyonunu buldu fakat kötü bir son pas sonucu gole çeviremedi. Ama bu, Galatasaray’ın golü bulamadığı ve geride açık alan bırakma pahasına saldıracağı bir senaryoda, Fenerbahçe’nin golu bulabileceğinin bir sinyaliydi. Golsüz geçen ilk yarının ardından Galatasaray ikinci yarıya yine hızlı başladı. Gol gelmedikçe tedirgin olan Tudor, maçın en etkili isimlerinden Bruma’yı çıkarınca, Galatasaray ileride daha az top tutabildi, bu da Fenerbahçe’ye topla oynamak için bir fırsat sunmuş oldu. Bu fırsatla ilk isabetli şutunu dakika 88’de bulan Fenerbahçe, 90. dakikada, maçtaki ikinci organize atağında, yazının başında bahsettiğim senaryonun aynısı bir pozisyon buldu, Kjaer’in sağ kanattaki Şener’e verdiği pasta Şener ortasını açtı ve bu sefer Josef de Souza’nın yine sol alt köşeye vurduğu kafa golüyle, TT Arena’dan yine zaferle ayrıldı.

Advocaat’ın bu riskli taktiği bir kez daha başarıya ulaştı ve her ne kadar taraftar oynanan futboldan rahatsız olsa da, alınan sonuç bir hayli tatmin ediciydi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s